25/10/2008 · Kategori: Hikaye
İbrahim Havvas Hazretleri buyurdular:
- Ben helâl yoldan kazanmak, maişetimi sağlayıp, helâl lokma yemek istedim. Bunun için de balık avladım. Bir gün ağıma bir balık düştü. Onu çıkarttım. Ağı yine suya bıraktım. Bir tane daha düştü. Sonra yine işe devam ettim. Bir daha ağı suya bıraktım. O zaman gaibten bir ses işittim:
-"Sen Allah'ı zikredenleri öldürmekten başka bir maişet (geçim yolu) bulamadın mı?" diyordu. Ben ağı kırdım. Balık avlama işini terkettim.
25/10/2008 · Kategori: Hikaye
İbrahim Havvas Hazretleri bir talebesi ile yola çıkar. Talebesine:
-"Yol boyunca ikimizden birinin reis (başkan) olması gerekir. Kim başkan olursa yolda işlerin idaresi onun elinde olur," buyurdu. Talebesi de ona:
-"Reis siz olun efendim," dedi.
-"Reis olursam benim sözlerime itiraz etmeyeceksin." Talebe saygı ile:
-"Peki efendim," der.
Yolda herhangi bir yerde konaklayacakları zaman İbrahim Havvas Hazretleri talebesine "otur" der kendisi işe koyulur. Kuyudan su çeker. Ateş yakar. Yemek pişirir. Bulaşıkları yıkar. Bütün hizmetleri bizzat kendisi görür. Talebe utancından renkten renge girer. Başkana bir şeyde diyemez. Hatta yolda şiddetli bir yağmur yağar. Sığınacak bir yer bulamazlar. Oldukları yerde talebeyi oturtturur. Kendi paltosunu çıkarıp sabaha kadar ayakta talebesinin başına tutar. Hac'dan sonra yolculuğun sonunda İbrahim Havvâs Hazretleri talebesine şöyle buyurur:
-"Evlâdım; Reis olduğun zaman sana yaptığım gibi yaparsın. Reis başkalarına hizmet ettiren değil; onlara hizmet edendir. Onların dünya ve âhireti için çalışan kimsedir. Reis başkalarından gelen sıkıntılara severek katlanan insandır"